MEHMET BALiOGLU

Hukuk Davalarından Doğan İdare Borçlarının Tahsili İçin Doğrudan İcra Müdürlüklerine Başvurulması, İcra Vekâlet Ücreti ve İcra Masraflarına Neden Olunması

Rapor Özet

Ana Konu ve Temel Bulgular

  • Üniversite aleyhine kesinleşmiş mahkeme ilamları ile doğan borçların ödenmesinde, alacaklılar doğrudan icra dairelerine başvurmaktadır.
  • Bu durum, Üniversitenin %12’ye varan icra vekalet ücreti ve icra masrafı ödemesine neden olmaktadır.
  • Hukuk davalarında, idari yargılama davalarının aksine, alacaklıların öncelikle üniversiteye başvurma zorunluluğu bulunmamaktadır.
  • Bu durum, idare borcunun ödenmesinde iki farklı uygulamaya neden olmakta ve idare aleyhine işleyen bir durum yaratmaktadır.

Yasal ve Düzenleyici Çerçeve

  • 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu Madde 28
  • 2004 Sayılı İcra Ve İflas Kanunu Madde 82/1
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 32

Önerilen Ana Eylem Noktaları

  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 32. maddesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesinin 2. fıkrasına benzer bir fıkra eklenmelidir.
  • Hukuk davaları sonucu kesinleşmiş mahkeme ilamları ile Üniversite aleyhine doğan borçların ödenmesinde, alacaklıların öncelikle Üniversiteye başvurmaları sağlanmalıdır.

Rapor Metni

Yapılan incelemede Hukuk davalarında kesinleşen mahkeme ilamları ile Üniversite

aleyhine doğan borçların ödenmesi için, alacaklılar Üniversiteye başvuruda bulunmadan doğrudan icra takip işlemleri başlatmak üzere icra dairelerine başvurdukları görülmüştür.

Mahkeme kararları mahkemelerde davalı ve davacının huzurunda okunmakta, ilamı düzenlenerek taraflara tebliğ edilmektedir.

Hukuk davalarında idarenin ilamda belirtilen borçları ödeyebilmesi için ilamın idarece tebellüğ edilmiş olması, alacaklının banka hesap numarasını idareye bildirmesi veya alacaklının ilam sureti ve banka hesap numarası ile birlikte idareye müracaat ederek idareden alacağını talep etmesi gerekir. Zira ilamın tebliğ yoluyla idareye ulaşmaması veya alacaklının ilam ile idareye müracaat ederek banka hesap numarası bildirmemesi hallerinde idarenin ilamda belirtilen borcu alacaklısına ödeme olanağı yoktur.

Bu hususta idari yargı davalarında Danıştay, Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin ilamlarında idare aleyhine doğan borçların ifasında idareye başvurulmadan İcra Dairelerine müracaat konusunda hukuki düzenleme bulunmaktadır.2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “Kararların Sonuçları” başlıklı 28’nci maddesinin 1’nci fıkrasına göre Danıştay, Bölge İdare Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. Anılan maddenin 2’nci fıkrasına göre ise konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekâlet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılır. Birinci fıkrada belirtilen süreler içinde ödeme yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.

Hukuk davalarında, idari yargılama davalarında olduğu gibi bir düzenlemenin olmaması alacaklıların, ilamdan doğan alacaklarının tahsili için öncelikle Çukurova Üniversitesine baş vurmak yerine, doğrudan avukatları aracılığıyla İcra Müdürlüklerine baş vurmalarına neden olmakta, bu durum idarenin %12 ye varan oranda icra vekalet ücreti ve gereksiz diğer icra masrafları ödemesine neden olmaktadır.

2004 Sayılı İcra Ve İflas Kanunu’nu 82/1’nci maddesi gereğince kamu mallarının haczi mümkün değildir. 5018 sayılı Kanun kapsamında yer alan kamu idarelerinin icra hukuku açısından devlet tanımının içinde yer aldığı ve bu nedenle bu idarelerin kamu hizmetine özgülenmiş taşınır ve taşınmaz malları ile kamu geliri (vergi, harç gibi) niteliğindeki nakit mevcutları ve alacakları devlet malı niteliğinde olduğundan bu idareler ve

mallarına karşı haciz takibi yapılamayacağı açıktır.

Haciz yolu ile tahsil olanağı bulunmayan icra takip işlemi idareyi gereksiz icra vekalet ücreti, icra masrafı ödemesi ile karşı karşıya bırakmakta, ayrıca icra dairelerinin iş yükünü arttırarak kesinleşmiş mahkeme ilamlarının gereklerinin yerine getirilmesini geciktirmektedir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun, “İlamların İcrası” başlıklı ikinci babının Para ve Teminat Verilmesi Hakkındaki İlamların İcrası bölümünde yer alan, “İcra emri ve muhtevası” başlıklı 32. maddesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesinin 2. fıkrasına benzer bir fıkra eklenilmeden; Danıştay, bölge idare mahkemesi, idare ve vergi mahkemeleri dışındaki diğer mahkemeler tarafından verilen ve belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren kararlar için, Üniversite aleyhine ilamlı icra takibine başlamadan önce alacaklıların veya vekillerinin, Üniversiteye başvurmalarını sağlamanın hukuki dayanağının olmayacağı iddia olunabilir ise de hukuk davalarından kaynaklanan idare borçları için doğrudan idareye başvurma zorunluluğunun olmayıp, idari davalardan kaynaklanan idare borçları için öncelikle idareye başvurulması zorunluluğunun olması idare borcunun ödenmesinde iki farklı uygulama yapılmasına neden olmaktadır. Bu farklı uygulamanın idare

lehine giderilmesi gerekir.

Açıklanan nedenlerle Çukurova Üniversitesi aleyhine hukuk davaları sonucu kesinleşmiş mahkeme ilamları ile Üniversite aleyhine doğan borçların, ödenmesinde İcra Dairelerine başvurmadan önce, alacaklıların; öncelikle kuruma başvurmalarının sağlanması gerekmektedir. Bu durumda Üniversitenin süresi içerisinde borçlarını ödemesi halinde, kurum bütçesinden gereksiz yere icra vekâlet ücreti ve icra masrafı ödenmesine neden olunmayacağı değerlendirilmiştir.